duvara asılır tablo, vitrine konur biblo, aman tertipli olun, şekilde olmasın falso:)
Şekilcilik ve bunun hayatın her alanına sinmiş gösteriş merakı insanoğlunun kendi kıymetini başkalarının gözünde değerlendirmesi açısından yüzyıllardır bizleri moda,sanat hatta pozitif bilimlerde etkisi altına almayı başarmış. Bu arzu öyle bir dereceye ulaşmış ki rahatsızlık duygusu bile gösteriş merakının önüne geçememiş. 'Aman etraf ne der' kaygısıyla eve gelen misafirlere çeşit çeşit yemek yapmış, evi köşe bucak temizlemiş, eşyalarımızı kendi beğenimize göre değil de kapı komşunun aldığı mobilyalara göre belirlemiş, evladımız varsa teşekkür yada takdir getirmesini istemiş, bir yandan komşunun evini gözetlerken bir yandan sürekli göz hapsinde tutulduğumuzu yıllardır bilmişizdir. Durum böyleyken çeşitli akımların da bizi sadece etrafa güzel göstermekten öte bir işe yaramadığını ve bunun günümüzde medya tarafından sürekli pompalanan bir gerçek olduğunu, sırf birileri para kazansın diye diziler,Tv programları ve tartışmalar olduğunu, ahlaki yargıların bile dış güzelliğe göre yorumlandığı gittikçe tuhaflaşan bir dünyada yaşıyoruz.
Gittikçe özgürleşiyoruz dedikleri bu kısıtlı şekilcilik paranoyası mı? Bu halde kendimize biçtiğimiz değer eve aldığımız bir dev ekran televizyonla mı yoksa çok pahalı bir cep telefonuyla mı belirleniyor?
Kimse kimsenin dediğini duymuyor, fikrini merak etmiyor - etse bile bunu aleyhte kullanmak için dinliyor- ve ne yazık ki herkes vitrinde öylece koyun gibi bakıyor. Vitrinin ışıkları göz alıcı, kimse kimseyi fark etmiyor hatta kendini bile görmüyor. Önemli olan sadece Vitrin!