17 Eylül 2012 Pazartesi

Doğru- Yanlış

Doğruyu söyleyen türlü hakarete maruz kalır, doğru söylermiş gibi yapan türlü çevrelerden övgü alır. Bir yalanı bin kere söyle doğruya çıkar sonunda. Asırlardır söylenen yalanlar buna kanıt değil mi? Bu kadar insan yanılıyor olamaz diyorsunuz, görünüşte öyle, onlar doğruyu söyleyecek cesareti ve yüreği olmayanlardı ve saklandıkça güvende olduklarını düşündüler. Ta ki yılan onlara da dokunana kadar..Zarar görmek istemeyen bir topluluğa dahil olur ve onlar aksi bir durumda koruma sağlamış olurlar. Bu sebeple bütün yanlışlar el birliğiyle doğruya çevrilebilir, haklı gösterilebilir. Zaten doğruyu söyleyen çoktan dışlanmış ya da cezasını görmüştür! Nasıl ki her iyiliğin cezası var bu dünyada her doğrunun da bedeli olacak. O bedeli ödemek de o kadar kolay değil..

soylu yalanlar,
soysuz doğrular,
bilginin adı yok,
çarpık bütün sorular, ..
bugün doğru yarın yanlış,
değişir bütün cevaplar..
dünya hali diyorlar,
konuşmayı biliyorlar,
biraz zora gelince,
susup oturuyorlar..................................................................

Halbuki

beyaz bulutlar ne kadar hafif ve özgürdür,
halbuki dünyanın yükünü taşır gökyüzünde,
rüzgar ne kadar şen ve hızlıdır,
halbuki kumlara karışır çöllerde..
bizim gözlerimiz ne kadar bilgiç ve gözlemcidir,
halbuki gördüğünü zanneder hislerde
kandırır kendini bile bile..

Pratik Zeka

Politika anlık dehadır, önemsenir, adamın biri 200 yıl sonrayı görebilecek olsa dalga geçilir, önemsenmez..en yakın olan güç ve uygulama dehası her zaman akıldan üstün tutulur, ne çelişki..
Pratik zekanın ehemmiyeti aşikar. Aynı zeka bir de iyi yönde kullanılsa dünya güzel günler görürdü elbette. Tarihin hiçbir döneminde - büyük düşünürler hariç - zeka insanlığa faydalı olacak şekilde kullanılmamış, tek ürettiği savaş ve kan olmuş. Bu bir tesadüf mü acaba?
Bireysel ikilemler toplum içinde de kendini gösteriyor ve sonuç tam bir hezimet. Anlık dehamızı iyi niyetle birleştirmek bu kadar mı zor? Yoksa çıkarlarımıza mı uymuyor? Çıkarlarımızı koruyalım derken bütünün selameti feda ediliyor. Bütünü gözeten kendini feda ediyor. İki ucu .oklu değnek yani. Ruhumuzdaki çelişkilerin tümü büyük plana da yansıyor.  
Kendi hastalığının ilerlemesini izleyen bir hekim, dünyamız, umudunu yitirmiyor ama hastalık hakim..önlem aldım diyor, kaybediyor her daim.

16 Eylül 2012 Pazar

Kazan-Ma Kaybet-Me

Dünyayı kaybeden kendini kazanır
Dünyayı çok seven kendiyle savaşır
Ne sev ne de bırak arzunu
Ben dediğin dipsiz bir kuyu
Kaptırma kendini meraka
Bahçende kal, dön yüzünü rüzgara
Ne kazan ne de kaybet ruhunu
Kim ayrılmış dünyadan mutlu?

Her Şey Sende Başlar

Başka aşka bakma sevgili
Başkalaştırma sevgiyi
Anlatamadığım ne varsa
Gülüşünde saklı besbelli

An gelir kendimden çıkarım
Ses olur kulağında çınlarım
Bilmediğim ne varsa
Bil ki sende tanırım

Yine mi Arzu

Tek arzusu kurtulmaktı arzusundan
Her defasında muzdarip kalp çarpıntısından
Susturdu bütün sesleri sonunda
Defalarca tekrarladı kendini boşuna
Ta ki sessizlik tek arzusu oldu yine
Uyandırdı uykusundan acımasızca..
Ve yine duymaya başladı kalbini
Arzuları ölmedi daha da arttı şiddeti

Şarkı Bitti

Bütün sesleri duyamazsın uğraşma!
Ümitsizliğe kapılıp kulağını da kapatma
Birkaç sese odaklan yine de duydum deme
Her daim sağırsın akordu bozuk dünyada
Sazı eline almışsın meydan okurcasına
Dinleyin diyorsun kendine taparcasına
Birkaç nota yan yana anlam buldu sözünde
Herkes duydu ama şarkı bitti sonunda

Fırtınada

Yabancıydım suya
Okyanus kıyısında
Ama kendi içinde bütün
İhtiyaç duymadım dalgalara
Küçük bir kulübede yalnız
Seyretmek güzeldi oysa
Ve bir gün dalgalar yükseldi
Korkuya teslim o gün
Suya değdi yalnızlığım
Çok sevdiğim kulübem
Felaket yeri oldu aniden
Dalgalar dalgasını geçti
Kendine güven korkma dedi
Yüzümle tanıştığım o an
Bir şeyler eksildi ruhumda
Artık bütün olan ne varsa
Suya karıştı fırtınada

Uçmak

AdReNaLin: ki diğer adıdır telepatinin, ya düşüncelerle uçarsın ya bedenle, hayatla iletişim kurmak için ... enerji diyor kimisi, alıyor, veriyor, bu yanlıştır, çünkü adrenalin artıp azalan bir şey değildir, vücuttaki enerji içeride kullanıldığında telepatik yetenekler de artar, bu yüzden fazla enerji atılmaz da düşüncede depolanırsa hisler gelişir, düşünce boyutu değişir.