beyaz bulutlar ne kadar hafif ve özgürdür,
halbuki dünyanın yükünü taşır gökyüzünde,
rüzgar ne kadar şen ve hızlıdır,
halbuki kumlara karışır çöllerde..
bizim gözlerimiz ne kadar bilgiç ve gözlemcidir,
halbuki gördüğünü zanneder hislerde
kandırır kendini bile bile..
17 Eylül 2012 Pazartesi
Pratik Zeka
Politika anlık dehadır, önemsenir, adamın biri 200 yıl sonrayı görebilecek olsa dalga geçilir, önemsenmez..en yakın olan güç ve uygulama dehası her zaman akıldan üstün tutulur, ne çelişki..
Pratik zekanın ehemmiyeti aşikar. Aynı zeka bir de iyi yönde kullanılsa dünya güzel günler görürdü elbette. Tarihin hiçbir döneminde - büyük düşünürler hariç - zeka insanlığa faydalı olacak şekilde kullanılmamış, tek ürettiği savaş ve kan olmuş. Bu bir tesadüf mü acaba?
Bireysel ikilemler toplum içinde de kendini gösteriyor ve sonuç tam bir hezimet. Anlık dehamızı iyi niyetle birleştirmek bu kadar mı zor? Yoksa çıkarlarımıza mı uymuyor? Çıkarlarımızı koruyalım derken bütünün selameti feda ediliyor. Bütünü gözeten kendini feda ediyor. İki ucu .oklu değnek yani. Ruhumuzdaki çelişkilerin tümü büyük plana da yansıyor.
Kendi hastalığının ilerlemesini izleyen bir hekim, dünyamız, umudunu yitirmiyor ama hastalık hakim..önlem aldım diyor, kaybediyor her daim.
Pratik zekanın ehemmiyeti aşikar. Aynı zeka bir de iyi yönde kullanılsa dünya güzel günler görürdü elbette. Tarihin hiçbir döneminde - büyük düşünürler hariç - zeka insanlığa faydalı olacak şekilde kullanılmamış, tek ürettiği savaş ve kan olmuş. Bu bir tesadüf mü acaba?
Bireysel ikilemler toplum içinde de kendini gösteriyor ve sonuç tam bir hezimet. Anlık dehamızı iyi niyetle birleştirmek bu kadar mı zor? Yoksa çıkarlarımıza mı uymuyor? Çıkarlarımızı koruyalım derken bütünün selameti feda ediliyor. Bütünü gözeten kendini feda ediyor. İki ucu .oklu değnek yani. Ruhumuzdaki çelişkilerin tümü büyük plana da yansıyor.
Kendi hastalığının ilerlemesini izleyen bir hekim, dünyamız, umudunu yitirmiyor ama hastalık hakim..önlem aldım diyor, kaybediyor her daim.
16 Eylül 2012 Pazar
Kazan-Ma Kaybet-Me
Dünyayı kaybeden kendini kazanır
Dünyayı çok seven kendiyle savaşır
Ne sev ne de bırak arzunu
Ben dediğin dipsiz bir kuyu
Kaptırma kendini meraka
Bahçende kal, dön yüzünü rüzgara
Ne kazan ne de kaybet ruhunu
Kim ayrılmış dünyadan mutlu?
Her Şey Sende Başlar
Başka aşka bakma sevgili
Başkalaştırma sevgiyi
Anlatamadığım ne varsa
Gülüşünde saklı besbelli
An gelir kendimden çıkarım
Ses olur kulağında çınlarım
Bilmediğim ne varsa
Bil ki sende tanırım
Yine mi Arzu
Tek arzusu kurtulmaktı arzusundan
Her defasında muzdarip kalp çarpıntısından
Susturdu bütün sesleri sonunda
Defalarca tekrarladı kendini boşuna
Ta ki sessizlik tek arzusu oldu yine
Uyandırdı uykusundan acımasızca..
Ve yine duymaya başladı kalbini
Arzuları ölmedi daha da arttı şiddeti
Şarkı Bitti
Bütün sesleri duyamazsın uğraşma!
Ümitsizliğe kapılıp kulağını da kapatma
Birkaç sese odaklan yine de duydum deme
Her daim sağırsın akordu bozuk dünyada
Sazı eline almışsın meydan okurcasına
Dinleyin diyorsun kendine taparcasına
Birkaç nota yan yana anlam buldu sözünde
Herkes duydu ama şarkı bitti sonunda
Fırtınada
Yabancıydım suya
Okyanus kıyısında
Ama kendi içinde bütün
İhtiyaç duymadım dalgalara
Küçük bir kulübede yalnız Seyretmek güzeldi oysa
Ve bir gün dalgalar yükseldi
Korkuya teslim o gün
Suya değdi yalnızlığım
Çok sevdiğim kulübem
Felaket yeri oldu aniden
Dalgalar dalgasını geçti
Kendine güven korkma dedi
Yüzümle tanıştığım o an
Bir şeyler eksildi ruhumda
Artık bütün olan ne varsa
Suya karıştı fırtınada
Uçmak
AdReNaLin: ki diğer adıdır telepatinin, ya düşüncelerle uçarsın ya bedenle, hayatla iletişim kurmak için ... enerji diyor kimisi, alıyor, veriyor, bu yanlıştır, çünkü adrenalin artıp azalan bir şey değildir, vücuttaki enerji içeride kullanıldığında telepatik yetenekler de artar, bu yüzden fazla enerji atılmaz da düşüncede depolanırsa hisler gelişir, düşünce boyutu değişir.
Kıymet
taş binalar da topraktan,
mekan oldular bize yalandan,
tasarladık planladık yaşadık,
toprağı düştük hesabından
hesap döner, gün biter
oturduğun zemin çöker
binaları yiyemezsin
toprağa el ver yeter..
mekan oldular bize yalandan,
tasarladık planladık yaşadık,
toprağı düştük hesabından
hesap döner, gün biter
oturduğun zemin çöker
binaları yiyemezsin
toprağa el ver yeter..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)