Kalıp davranış ve sözlerin çok yaygın ve kullanılabilir olduğu bir toplumda yaşamaktayız. Bu durum zaman zaman istatistikler gibi genellemeler için kullanılıp bazen de kolaya kaçanların davranışlarını aklama yöntemi olup çıkmıştır. Tahmin edildiği üzere klişeler herhangi bir çaba gerektirmez; nesilden nesile aktarılmış geleneklere benzeyen kalıp davranışlar doğru kabul edilip pek de sorgulanmazlar. Kişi, bugün neredeyim diye sormaz;geçmişte ne yaptık, benden önce ne vardı ve beni doğuran neler yaptı vb sorularla aklını meşgul etmektedir. Yani birçok durumda yeni bir yapı oluşturulmaz, eski yapılar devam ettirilir.
Bazı insanlar vardır, zarar gördüğü halde aynı davranışta ısrar eder. Çünkü o davranışın öyle olması gerektiğine dair şartlanmalar nesiller boyu genetiğine kazınmıştır. Örneğin cefakar eşin her koşulda, sevgisiz kaldığı durumda bile eşine saygı duyması; yolda düzineyle kadını bir arada gören şoförün aklının çıkması; dizginlenemeyen cinsel enerjinin cinayetlere sebep olması; parayla saadet olmaz diyen eski nesil; fazla samimiyet ayrılık getirir vb klişeler yıllar boyu tepkilerimizi denemektedir. Bu durumlar on bin defa tekrarlanır ve kimse bunları değiştirmek için söz ya da çaba sarf etmez çünkü değişmeyeceğini bilirler. Temelinde düşüncenin değil alışkanlıkların olduğu kalıplar kısır bir döngüde kendini tekrar edip durur. Derininde kolaycılık olduğu için de açıklayıcı olmak istemezler.
Sayısız deneme yanılmadan sonra bir çözüm bulunur elbette ama bu da klişe olacaktır!
O halde klişe nasıl aşılır? Bu tür bir davranışı tetikleyen zihinsel tembelliğin panzehiri nedir? Pür dikkat olmak! Kolay iş mi şimdi bu? Biraz gayret gerekiyor, biraz bilgi ve biraz sabır. Bir kere şunu fark etmek lazım: Herkes güçlü tarafını öne sürmek istiyor. Yani toplumlar gibi kişiler de güçlü yönlerini gösterecek klişelere daha bir sağlam tutunurlar. Egoyu kaşık kaşık besleyen klişeler vardır örneğin, her güçlü erkeğin arkasında bir kadın vardır ya da çapkın erkek kadınlardan rağbet görür...Kendi içinde çelişkili ifadeler olsa da temel roller üzerinde çok uzun süredir etkisi olmuş klişeler bunlar. Boyun eğmenin güçlü bir gelenek olduğu ülkelerde- ki buna bizim ülkemiz de dahil-klişenin sonu sorgusuz sualsiz biatın kıymete binmesine kadar gitti. Hatta buna ilahi bir nitelik bile kazandırıldı. Kişi, hazır davranış kalıbını üstüne geçiriyor ama o elbise ona uyacak mı acaba? Özgün yaşantıların kınandığı ve bilginin ayıplandığı, özellikle cinsiyet rollerinde klişelere çok sadık toplumların bu tarz dayatmaları bir elbise misali satın almaları ve kapitalist düzende aynı klişeyi başkalarına satmaları iflas eden şirketlerin ilk günlerine benzer. Konfeksiyon işinden terziliğe düşmekle, terzi olmaktan konfeksiyon işine geçmek aynı şey değildir. Birisi davranış kalıplarını sindirmiş olup öteki kullandığı kalıpların ne olduğundan bihaberdir.
Bireysel derinliğin artışıyla beraber egonun şişirilmesi yerine gerçek anlamda güçlenmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde özgür kalan zihin yeni şeyler üretebilecek. Önceki nesillerin tekrarladıklarıyla yeni çağın getirdiklerinin çok farklı olduğunu anlayıp yarar-zarar ikilemine göre eğitilecek. Dikkat burada ilk basamak. Uydurabildiği gibi davranmaktan ziyade bilinçli davranış kalıplarına ihtiyacımız var. Bu davranışın sebebi ve sonucu bu olur gibi önermelerin başkaları söyledi diye değil, deneyip yanıldığımız için de değil, ileri görüş kazanarak ve hesap yaparak farkında olabiliriz. Dünyada aldığımız nefes bile sayılıyken neden hesap yapmaktan kaçınıyoruz? Sorguladıkça suçlu hissediyoruz kendimizi?Klişelerin rahatında derin uykulara bırakıyoruz özgürlüğümüzü, özgür irademizi..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder