26 Aralık 2012 Çarşamba

Silik Kahramanlar

Kadın kadının düşmanı sözüne hep karşı çıktım.Çünkü ben hiçbir kadına düşman görmüyorum kendimi. Durduk yere düşman olunmaz diyor kimisi; haklı olabilirler. Nasıl mı? Öncelikle çevrede gözlemlediğim durumları anlatmak istiyorum.
Bir kere ben hiçbir erkeğin başka bir erkeğin ayıbını binbir kez tekrarlayıp diline doladığını görmedim; belki bunu bir kadın için yapmıştır ama asla hemcinsini bir kadının yanında ya da çevresinde aşağılamamıştır. Hatta herhangi bir kadın, ola ki bir erkeği çekiştirsin ya da hakkında ileri geri konuşsun, aynı erkek aslan kesilir ve tüm gücüyle hemcinsini savunur, üstelik o hadsiz hudutsuz kadına da iki saniye içinde haddini bildiriverir! Erkek cinsinde hayran olduğum en önemli şey bu insani savunma ve korunma gücüdür. Yazık ki aynı içgüdü erkeğin kadına duyduğu sempatiyi bir gram artırmaz, ne garip değil mi? Sanki gerçek sevgi aynı cinsler arasında daha kuvvetliymiş gibi düşünüyor insan, ta ki kadının herhangi bir ortamda kendisine hiç de zararı dokunmamış başka bir kadın hakkında konuşulurken merakla sohbete dalıp hiç tanımadığı o kadını büyük bir şevkle al aşağı etmesini hayretle seyredene kadar! Ortada bir sorun yok; kadının kocası falan da ayartılmamış(!) ya da öteki kadının namusuna falan da dil uzatmamış ama gel gör ki ufak bir kıvılcımla alevlenen histerik kadın dünyası olmadık senaryoları bizzat yaşıyor ve bunu hemcinsi üzerinden yaşatıyor! Ve ilginçtir ki tüm rahatlama ve boşalma hâli öteki kadın üzerinden gerçekleşiyor yani kadın ne yapıyorsa erkek için değil öteki kadına nispet olsun diye yapıyor. Örneğin başka kadınlar görsün diye süslenip güzel kıyafet alıyor; sanki kadının tek değer ölçütü karşılaştırıldığında diğer kadınlardan üstün olduğunun erkek tarafından onaylanması ve bu şekilde yine erkek odaklı dünyanın değerlerine boyun eğilmesi. Öteki kadın bunları kabul etmiyorsa otomatikman düşman taraf haline geliyor; sonra da aynı garip kadın kendi erkeğinden şikayet ediyor, keşkeleriyle mutlu mesut yaşadığını iddia edip sözümona aile vitrinini güzel tutuyor. Dört duvar arasında neler oluyor kimse önemsemiyor. Bu kadın için tek ölçüt öteki kadınların ona imrenmesi; erkeğinin ona biçtiği değer umrunda bile değil, yeter ki öteki kadından üstün olsun. Çünkü erkeği, mutlak patron olarak ona bu imkanları sunmakta, isterse eziyet etsin hiç önemi yok. Garip ama gerçek.
Ben erkeklerarası dayanışmayı kadınlararasında hiç görmedim. Erkek hemcinsini bir kadına karşı canla başla savunurken, kadın hemcinsine hakaret eden erkeği sonuna dek alkışlıyor, iki küfür de kendisi basıyor! Hayretle izlediğim durumlarda iki kadın hiçbir zaman sempatiyle bakmadı birbirine; hep inceledi, irdeledi, erkeği de bu histeriye alet etti. Erkeğin kolay yönlendirilebilir hâli bu durumu hep daha da körükledi. Kaynanayla gelin, anneyle kız, iki komşu kadın ya da işte iki arkadaş hiç dost olmadı birbirine. Çünkü onlar erkeğin dünyasında kayıp ama erkeğin dünyasında kaptan, gemiyi hiç tanımadan rotayı belirlemiş; yarı yolda uyanınca iş işten geçmiş silik kahramanlardan öteye geçemediler.

Hiç yorum yok: