Kıyamet senaryolarının ayyuka çıktığı son günlerde insanların fantazi dünyası ne kadar genişmiş demek, durumun vehametini çok da artırmayan demeçlerde bulunmak pek moda oldu. Özellikle ergenlerin geçtiği dalga sınavların doğal olarak iptal edilmesi hususunda tüm bu söylentileri eğlenceli hale bile getirebiliyor. Kim takar Maya takvimini? Sınavlar olmayacak işte, daha ne olsun?Nasılsa dünyanın sonu geldi, ben evlenmesem ve çocuk yapmasam da olur, o tarih geçsin hele bir duruma bakarız diyenler de ayrı bir geyik unsuru! Öyle ya da böyle işlerini erteleyen her kim varsa o gün büyük hayalkırıklığına uğrayacak, kıyamet kopmadığı için değil tüm bu geyikler son bulacağı için..
Şaka bir yana asıl kıyametin her Allah'ın günü insan tarafından tetiklendiği ve hatta insan denen eşref-i mahlukatın beyne zarar faaliyetlerde bulunduğu, en adi zevklerinden hiç feragat edemediği, zarar vermekten büyük keyif alıp en küçük bir sorunda boğulduğu su götürmez bir gerçek. Hal böyleyken, Nasa'nın yaptığı açıklama yeni keşfettiğimiz bir durum değil çünkü dünyaya zarar veren hiçbir zaman fikirsiz dediğimiz hayvan güruhu olmadı, bizzat insan doğayı zehirledi. En vahşi, en akılalmaz işkence yöntemlerini birbiri üzerinde denedi. Daha ne kıyametinden bahsediyorsunuz? Allah'ın yıkıcı, yapıcı ve koruyucu gücü hiçbir zaman bugünkü kadar dengesiz yayılmadı dünyaya. Bu muhteşem güçler insanda tecelli bulurken o, bunları fark edemedi bile! Fark edenler ise nefsine yenildi çok kere, hep daha fazlasını isteyip daha fazlasını tüketti. Yıkıcı güç kendini aştı sonunda, egemen oldu ruhumuza. Koruyucu ve yapıcı güçlerimizi aşağıladık defalarca, enayilik dedik, haksızlığa tahammül edemezken biz hep haksızlık yaptık! Ve işte bugünlere bizi Allah değil, bizzat kendimiz getirdik. Özgür irade diye çırpınırken doğa üzerinde efendi olacağımızı zannettik ama köle olduk aşağılık hislerimize. Çok kazandık ama çok da yenildik. Yenildikçe hırslandık. Hangi kıyamet bizi yıkabilirmiş? İşte bugün bazıları korkuyorsa hala yaşayamadığı ve hala çok arzuladığı için! Neyi mi? Elbette dünyayı. Çünkü dünya hep bir arzu nesnesi oldu insan için, kullanıp kullanıp tüketeceği ama hiç azalmayan bir nesne. Gerçekten öyle mi? Dünya hep kendini yeniler mi?
21 aralık sonrası uyandığımız sabah hiçbir şey değişmediğinde insan yine aynı olacak. Ama birgün değişmeye mecbur kalacak. İstese de istemese de..Bak bir şey olmadı, ben demiştim diyecek yine, kendini haklı bulacak, sonsuza dek yaşamaya devam edeceği fikriyle yine yakıp yıkacak...ta ki nesli tükenene dek..O gün gerçek kıyameti olacak eşref-i mahlukatın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder