Hareketin hızlandığı, tembelliğin lanetlendiği, herkesin sürekli bir şeylerin peşinde hırsla koşturduğu zamanlar geçerken yorulduğunun bile farkına varmayan,çalışmaya ve hep daha çok kazanıp daha güzel eşyalar almaya endeksli, durup düşünmeyi kendine bakmayı bir ruh arızası gören insan topluluklarının içinde yabancılaşmamak için bazen geri çekilmek, herkes zıtlaşırken birilerine haklısın deyip kısa kesmek, sonra ısrarcı tahriklere kulak tıkayıp her saldırıyı bertaraf etmek, bunu korkudan değil bilakis harcanacak her nefesin kıymetini bilen, ölüme değil de yaşama değer veren vicdanı bağımsız bir birey olarak gerçekleştirmek sanıldığının aksine o kadar zor değil! Cümlelerin uzun ya da kısa olması sorun değil, gidilen istikamet önemli bu noktada. Başlangıç noktasını idrak edemeyen, sürekli aceleyle hareket eden, anlamaktan ziyade anlatmak çabasında olan o ısrarcı zihniyet bitiş noktasını nasıl tahayyül edebilir?
Bir yolda gitmeyi amaç edinmişsek yol açılır; aksi takdirde her hareket kendi içinde döner durur. Bedenlerin ruhtan hızlı yol aldığı böyle bir çağda düşünsel olarak çok yavaşız. Ancak bedenlerimiz çok yorulunca fark ediyoruz bu yavaşlığı. Peki neden başbaşa kalamıyoruz kendimizle? İnsanoğlu derdini yansıtma çabasını bıraktığı gün, sıkıntısıyla hızlanacak ama bu hız bedenin koşması gibi olmayacak.Çünkü onu yavaşlatan gerçeği görecek ki o gerçek, arayışın dış dünyada olmadığını, olumlu ya da olumsuz tüm yorumların benliğe ait olduğunu görecek. Biz ne kadar derdini paylaşanın derdi azalır desek de dile dökülen her ne varsa gitgide büyür. Bu yüzden sıkıntılardan ziyade sevincinizi paylaşın dünyayla! E peki bu sıkıntılar nasıl azalacak? Bunun çaresi onun zıttını aramak değil, onu yok etmek hiç değil; sadece o sıkıntıyı alabildiğine yaşamak ve tıka basa o sıkıntıyla dolmak.. Ta ki patlayana kadar! Çok sempatik ve kolay gibi görünmüyor elbette; sadece kesin çözümü bilmek isteyenlere söylüyorum bunu:) evet, sadece sıkıntıdan patlamak! Kelimenin tam anlamıyla tüm sorunların çözümü bu. Eğer kurtuluş istiyorsanız tüm benliğinizi vazgeçmek istediğiniz şeyle doldurun ve vaktin gelmesini bekleyin. Emin olun ki varlığınızın özü buraya gelirken boş değildi ve siz tüm acılarınızı bu yarı dolu yarı boş halinizden şikayet ederek daha da büyüttünüz. O bardak var ya kimisi dolu haline bakıyor kimisi boş tarafına hayıflanıyor! Boşverin o bardağı, kırın gitsin.Bahsettiğim intihar falan değil sakın ha! Sadece yaşarken salt yaşamak, öyle yaşamak ki sadece onunla dolmak iyisi ve kötüsüyle..İnsan bedenini hızlandıran hala yaşamadıklarıdır, yaşamak arzusunda olup ötelediği her ne varsa başına bela olacak yine; tek bir istisnayla: kendisi olabilmeyi, sevilmek arzusundan vazgeçip sevmeyi başarabilirse o bardak hiç olmayacak! Çünkü o yarım bardak su ya tenezzül etmeyecek, ölümü bekleyen, suya muhtaç bir canlı değil de, kendi susuzluğunu besleyen sonsuz bir kaynak olacak. Gitgide taşacak, baştan ayağa Ben olacak ve zamanın sonunda başladığı yere geri dönecek. Tüm sıkıntıların son bulacağı ve aslında hiç var olmadığı o sessiz noktaya..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder