6 Ekim 2012 Cumartesi

Ölmeden Ölmeyin...Şimdilik

"İnsan, yaptığı bir hareket söylediği bir söz yüzünden kendisine kızabilir fakat yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur."  Milan Kundera- Kimlik

Koca bir günün duygularımı bastırmakla geçtiğini anımsıyorum. Öyle bir yumruk düğümlenmişti ki boğazımda kasılıp kalmıştım bu durumu gizlemek ve geçiştirebilmek için! Kolay olmadı hiç, dakikalarca dayandım..En sonunda bulunduğum mekanı değiştirerek bırakıverdim kendimi. En akıllı halimle ne yapılacağını ve ne tepki verileceğini biliyorum çoğu zaman - ki bunu öğrenmek bile çok zamanımı aldı. Bazen kullandığım kelimeler aleyhimde kullanıldı bazen de kullanmadıklarım içime dert olup oturdu. Yani hem söylediklerim hem de söyleyemediklerim hayatım üzerinde bir etki sahibi oldu. Tüm bu olaylar yaşanırken kendime kızdığım zamanlar oldu. Toplumda olmak ölçülü davranmaktı, bazen kendini gizlemek bazen mecburen açık davranmaktı. Fakat tek farkettiğim şey tüm koşullara rağmen hep bir güçsüzlük hissetmekti. Bu güçsüzlük somut bir hissiyat değildi benim için, herhangi bir sebebi bile yoktu bazen. Aşırı tutkularım, hırs içinde yanıp tutuşmak ya da gururumun zarar görmesi gibi durumlarda kendime hakim olamadığımı ve içimden dalga dalga yükselen sıcaklığın tüm bedenimi ve hücrelerimi alt üst ettiğini, sağlıklı düşünme organı olan beynimi yediğini ve zamanla kontrolsüz duyguların karşısında gittikçe eridiğimi anladım. Bu öyle bir kuvvetti ki yavaş yavaş öldüğümü biliyorum. Yeniden bir benlik oluştuğunu, bakış açımın zamanla değiştiğini ve en kontrolsüz durumda bile kendime hakim olmayı öğrendim. Daha en baştan duyularıma set çektim. İyi mi oldu? Hayır.
Bu seferde kalbime giden yolu yitirdim. Hiç sesini duymaz oldum o muhteşem makinenin. Ya güçlü olacaktım ya güçsüz. Tercihimi yapmalıydım. İşte tam da bu tercih beni bölünmüş bir zihin haline getirdi. Tam doğru yoldayım derken yanlış bir yola saptığımı gördüm. Geri döndüğümde çok geçti. Ta ki bahsini yaptığım yeni benlik beni yeniden şekillendirene dek..Bu benlik aceleci değildi, bu benlik hemen karar vermedi, bu benlik kendini hep sorguladı, başkalarına kulak verdi ama kendi bildiğini yaptı. İşte o vakit duyguların önüne geçilmez paraşüt etkisi beni yukarı çekti, artık onların altında ezilmek zorunda değilim. Hem duygularımla uçuyorum hem de yeryüzünü gözlüyorum. Sadece biraz cesur olmak lazım. Rüzgara kapılmadan kendini bırakmadan paraşütü kullanabilmek. Duyguları bizi ezen parçalayan bir balta değil de aklın sesine yoldaş onu makine olmaktan çıkaracak canlı kanlı bir hayata dönüştürebilmek. Asıl mesele bu işte. Makine olmaktan çıkıp canlı olabilmek!

Hiç yorum yok: