Nice hikayeler duyuyoruz her gün; karısı mükemmel olan erkeklerin devamlı olarak onları aldattıkları, ailesi kusursuz olan çocukların hep de kötü yola düştükleri, mal mülk paranın eksik olmadığı hayatlarda hep bir eksiklik duyulduğu vs..Madem her şey tam ve kusursuz görünüyor nedir derdi bu insanların? Kusurlu olmaya dayanamıyorlar galiba. Kafalarında bir portre var ve hayat boyu bunu çizebilmek için uğraştıklarından olsa gerek suçluluk hissiyle mi yaşıyorlar? Belki..
Bana göre dış koşullar bu beklentileri körüklüyor. İç dünyamızdaki her resim tarafımızdan çizilmiyor. Çünkü hiçbir zaman yalnız kalacak cesarete sahip değiliz. Karısını sürekli aldatan erkek onu bırakabilir ama bunu yapmıyor çünkü suç işlemek, zina yapmak onun için bir kalkan. Neye karşı peki? Toplumca beğenilen ve takdir edilen karısının aldığı tüm payelerden bir tanesi bile ona nasip olmadığı için kinlenmiş, ve bu kin onu daha da azdırıyor. Hayatını düzene sokacağı yerde gittikçe batıyor. Öç alır gibi eşinden ve tüm bu dayatmaya sebep toplumdan! Haksızlığa uğradığını düşünüyor ve karısına da haksızlık yaptığını biliyor. Peki onu aldatmaktan vaz mı geçiyor? Hayır. Yavaş yavaş öldürüyor onu, kişiliğini aşağılıyor çünkü ancak böyle dengeleneceğini düşünüyor onunla. Kendine çeki düzen vermektense mükemmeliyet sembolünü yok etmeyi tasarlıyor kafasında ve bu planını hayata geçiriyor. Tüm bu örnekler çoğaltılabilir. Suç işleyenler bu duruma tahammül edemedikleri ve bu yükün altında bir hayli ezildikleri için daha da kötüye gidiyor. Sürekli örnek göstermek ve bu örnek gibi ol demek bireyin dünyasını sarsmaya başlıyor çünkü o olduğu gibi kabul edilemeyeceğini biliyor, değişmek zorunda bırakıldıkça kendinden çıkıyor ve hiç olmadığı kılıklara bürünüyor.
Zihnimizdeki her resim bize ait değil. Yaşadığımız, gördüğümüz, duyduğumuz birçok şey kıyas neticesinde şekilleniyor içimizde. Kıyas her zaman zararlı değil elbette, buna karşın bireyin kişilik algısında bir başkasıyla kıyaslanmak suçluluğa zemin hazırlıyor ve bu yük herkes tarafından taşınamıyor. Mükemmelliğin ezici tarafı suça meyilli insanları asla ulaşamayacakları zirveye çıkmadan daha da aşağı çekiyor zannımca. Önemli olan zirve değil tabi ki, o yolda doğru ve dürüst ilerleyebilmek, zor anında sevdiklerimize değer vermek ve karşılığında bu değeri görebilmek. Her şeyin eşsiz olması bir nitelik ama aslolan kendi varlığımızın da iyi ve kötü yönleriyle eşsiz olması, bunu fark edebilsek mükemmeliği de takdir etmeyi öğreneceğiz. O vakit ezilmekten, aşağılanmaktan ölesiye korkan bireyler olmaktan çıkıp etkin olarak topluma ve kendimize faydalı olmayı da içselleştirmiş olacağız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder