16 Eylül 2012 Pazar

Yalnızlık Acı Mıdır?

Evet, tek kelimeyle acı vericidir ve insanın bu acıyı anlaması değil, fark etmesi gerekir. Peki neden acı çeker insan yalnız olduğunda? İlk şey egonun hastalandığıdır. Çünkü biz ilişkiler olmadan sağlıklı hissedemeyiz. Ego, ilişki içinde büyümüştür, yalnız başına var olamaz. Bu yüzden o, var olamayacağı durumda boğuluyormuş gibi hisseder. En derin acı budur. Ölümün eşiğinde gibi hissetmek. Ölmektesindir ama ölen sen değilsin, sen diye kabul ettiğin, sana verilmiş olan egondur. Özdeşleştiğin ego, bir katkıdır aslında. Bağımsız ya da anlaşılır bir şey değil, tamamen bir kopyala yapıştır işlemidir. Başkalarını terk ettiğinde onu yanında taşıyamazsın. Şöyle düşün: toplum içinde insanlar senin iyi biri olduğunu düşünür. Bu iyilik sen yalnızken var olamaz. Çünkü bu, insanların senin hakkında düşündüğü bir şeydir. Artık o insanlar olmadığında bu his, temelsizleşir ve sen çok kötü hissedersin. Ve yalnızca iyi insanlar acı çekmez. Kötü biriysen bu da başkaları tarafından sana verilmişti. Yalnızlığa çekildiğinde hiç kimse olmazsın. Kötüler başkalarına bağlıdır. İyiler de başkalarına bağlıdır. Aziz ile günahkar toplum içinde var olur. Yalnızken ne aziz olursun ne günahkar. Toplum olmadan köklerinden sökülmüş olursun, besleneceğin toprak yoktur. Temel acı budur. Artık kim olduğundan emin değilsindir, egon çözülmektedir. Ama bu, iyidir. Çünkü sahte sen kaybolmadıkça, gerçek ortaya çıkmaz. Yalnızlıkla sahte olan her şey biter. Tabi ki bu acıdır. Yalnızlığın kendisi değil, verilmiş kimlikler yok olunca insan desteksiz hisseder, ölüm gibidir. Halbuki ego, hep destek bekler. Ve sahte olan, büyük bir yatırımdır! Sen ona senelerce yatırım yaptın. Tüm umutların ona bağlı. Bu yüzden o çözülmeye başladığında korkarsın,paniğe kapılırsın. Bu süreç oldukça sancılı geçecektir.Mesele cesur olmak değil,korkusuz olmak. Çünkü korku, cesaretin arkasına da gizlenebilir. Yine sahtedir. İnsan ancak en derin korkularını yaşadığı zaman korkusuz olur. Bu da yalnızca yalnızlıkta gerçekleşir. Bu, egonun ölümüdür. Evet acıdır ama artık çaba bitmiştir, var olma çabası, ümitsizce çırpınma bitmiştir. 

Yalnız olmak demek alternatif toplum yaratmamak demektir. Uyumlu olmak, her şeye uygunluk göstermek öylesine büyük bir konfordur ki sen değiştiğinde ve yalnızlaştığında toplumun sana verebileceği bütün konforları terk etmiş olursun. Bu da büyük acıdır. Ve toplum sana bir şey verdiğinde karşılığını mutlaka alacaktır: ruhunu..Gerçek sen yitip gidecektir, sen diye zannettiğin buğulu camın ötesindeki bir görüntüdür sadece. Ruhunu elde etmeye çalışırken bu alışverişi bırakmak zorundasın. Bunu yapabilmek en yüksek mutluluğa yakınlıktır. Toplum, yalnızlık kadar acı verici değildir. Toplum, yatıştırır, toplum rahattır. Ama sana bir tür uyku verir. O an dinlenmiş, yenilenmiş hissedersin, sonra yine kabus başlar.
Cehennem, mutlak sessizliğin içinden geçebilmektir. Öyle bir sessizlik ki kulakları sağır eder. Bu şekilde bir süre yaşamak başlangıçtır. Yazık ki bu başlangıçlar hep ertelenir. Evet, yalnızlık acıdır. Buna az bir süre için dayanmak bile çok zordur. Her şey seni terk etmektedir. Tüm roller, cüppeler elinden alınır. Bu korku temeldir, kaçınılmazdır. Bu bir sarsıntıdır. Ruh, rahatsız olacaktır. Depreme dayanmak gerekecektir. Ama sonunda çok başka, dikkate değer bir şey olur: sen, belirirsin karanlığın içinden. Karanlık yine aynı karanlıktır ama artık el yordamıyla yürümezsin. Karanlıkla bir olup, ışığı arama gereği duymazsın. Işık, sensin..Kendi yolunu önce kendin aydınlatabilirsin. Bu da ancak yalnızlıkta olur. Tüm etiketlerden sıyrılıp sadece sen olarak kaldığında…Bu, çok acıdır.

Hiç yorum yok: