4 Eylül 2012 Salı

SON

Hep daha güzel bir gelecek değil midir cezp edici olan? Yaşadığımız her gün ve her an yolunda gitmeyen durumlar üzerine sıkıntı çekeriz. Belki hayal gücümüz sınırları zorlamak ister bilerek ve isteyerek. Çıkış yolu bulamadığımız an hayal kırıklığı başlar ve bazen bu durum sürekli bir hal alır. Öyle günler oluyor ki ne bir insan sesi duymak ne bir umut kırıntısı hissetmek ne de bir başarı haberi almak istiyorum. Sadece ve sadece umutsuz da olsa kendimi dinlemek istiyorum. Saatlerimi alıyor bazen durup düşünmek. Bir yere varamamış olmanın ağırlığını bile umursamıyorum; sadece sessizlikte var olmak ve ya hiç olmadığım yerlerde bulunmak…Fiziksel bir yorgunluk ve bitkinlik hali içerisindeyim, soruyorum kendime  ama cevap yok. Cevap olsa sessizliğin ne anlamı olur ki diyorum kendi kendime.
Arkadaşıma doğum günü mesajı gönderdim. Mecburen. Aslında herhangi bir zorlama yoktu; usulen desem daha doğru olur. İşte bu davranışlar beni bunaltan. Her şeyi usulen yapıyor olmanın ağırlığı çok daha ezici ve acımasız. Sanki geçen saniyeler uzadıkça uzuyor ve saatler anlamını kaybediyor varlığım debelenirken bulanık zihnimde..Bir başkasını dinlemek o kadar zorlaşıyor ki gözlerimi bile odaklayamaz hale geliyorum, dikkatim zaten dağınık….
Bu yüzden olsa gerek tüm kaçışlarım. Çoğu kişi arayış içinde olduğumu düşünebilir. Halbuki sessizliği tercih eden bir zihin arayış içinde olsa da sonuç alamaz. Bunu çok iyi biliyorum ve yaşadığım kötü anları bile bu boşluk içerisinde değerlendiriyorum. Böylece aklım ve bedenim gereksiz ayrıntıları sessizlikte eritiyor ve işte o anda aradığım her şey-eğer ki varsa-bir anda kayboluyor. Kalbimin istedikleri oluyor şüphesiz; bekliyorum sadece. Olursa sevinç olmazsa yine boşluk ama asla hayal kırıklığı değil. Beynimi anlık da olsa durdurabilirim ama hislerim her daim tenimde, kalbimin en uç noktası acısa o an irkilmekten kendimi alamam, gerçek budur. Zararlı hisleri ayıklamaya çalışıyorum kalbimden ve uzak tutmaya gayret gösteriyorum. Başarılı olamıyorum bazen, susup dinliyorum aklımı ama o çok yalan söylüyor, güvenemez oldum bugünlerde!
Otomatik hayatlar görüyorum çevremde. Benim hayatım da bir bakıma böyle. Ama ağır vakalardan değilim yani gün boyu koşturan bir tip olamadım hiç, olmak da istemiyorum. Sorumlulukları biriktirip kullanıyormuş gibi yapmak bana göre değil. Sorumsuz biri değilim aslında ama dağınık dikkatimi fazla zorlayamıyorum. Otomatik sabahlar ve akşamlar yaşamak çok kolay; zaten birçok insan hayatın sıradanlığına kendini kaptırmış gidiyor ve bu durumdan çok da memnun. Riskler güven vermez ne de olsa, otomatiğe bağladın mı güvendesin. Durum tam tersi görebilene. Öyle hava şartları vardır ki aniden otomatiği kilitler ve hayati fonksiyonlar önemini yitirir. Bunun adı sondur…

Hiç yorum yok: