13 Eylül 2012 Perşembe

Robot

Öğle saatlerinde yaratıcı olduğum söylenemez. Bu vakitte, televizyon izlerken, aklıma gelen ve yazıya dökmek istediğim hiçbir şey yok. Akşama doğru yola çıkma düşüncesi yine rahatsız ediyor beni. Sadece bunu yazmak istedim. Yolculuğa çıkarken- ki bu yolculuk her hafta tekrarlanan bir durum-kendimi gergin ve bir o kadar monoton bir hayatın kıskaçlarında sıkışmış, mekanik bir alet, bir robot gibi hissediyorum. Her şeyin saatli, düzenli ve aynı olması ne kadar acı! Yazık ki durum bu. Kaçış yok. Yarın yine aynı saatte, zil çalınca derse girmiş olacağım. Ertesi gün yine aynı. İş güç sahibiyim, statü sahibiyim, bunlar için şükrederim. Toplumda saygın olmak fikri gurur verici. Bütün bunların yanında hala kim olduğumu keşfedebilmiş değilim. Adım, sanım, gelmişim geçmişim var; ama gerçekten bunlar ben miyim? Bu soruyu sormak gereksiz biliyorum. Tabi ki ben buyum; ne olabilir ki başka? Beni gerçekten üzen şu: Baskı altında olma hissi! Yani gerek toplumsal statüm gerek sahip olduklarım beni öylesine kuşatmış ki asıl varlığım kendini unutmaya başlamış. Akşam yolculuğa çıkacak olan, sabah kalkıp kahvaltı etmeye kendini zorlayan, ve akşam eve dönünce yorgunluktan uyumaya çalışan ben değilim sanki! Robot gibi hissetmem bu yüzden. Bütün bunları yapan ben değilim. İnkarcı oluyorum yine! Kahretsin…

Hiç yorum yok: