19 Eylül 2012 Çarşamba

Kavalcı mı Kalabalık mı?

Fareli köyün MAVALCISI, farelerin BAŞTACI..

Maval okuyanları baştacı ettiğimiz sürece iflah olmayacağız. Onlar çaldıkça büyülenmiş gibi dinliyoruz, birilerinin peşine takılmakla kendimizi güvende hissediyoruz. Gerçekten öyle mi? Yoksa bize öğretildiği şekilde takipçi olmanın boş faziletlerini mi gözümüzde büyütüyoruz?
Sorun her ne ise, kulağımızı açmanın vakti geldi de geçiyor! Felakete sürüklenirken mutlu mesut yaşamanın dayanılmaz rehaveti var üzerimizde. Milletçe uyuşmuş durumdayız. İşin tuhafı her şeyin farkındayız aslında, hipnoz altında yaşatılan otomatik davranışların sözümona bilinçli teslimiyetçiliği...
Kime teslim olduğumuzun da hiç önemi yok gibi görünüyor, çünkü takip etmenin esas olduğu müridlik değerlerinin yüceltildiği bir çağa girdik- geri mi döndük desem??
Eylemlerinin sonucunu kestirmekten aciz, kavalın peşinde sürüklenen kuru bir kalabalık olduk. Köyümüz çok güvenli, evet, ama bu kavalcılar olmasa!? Nereye çekildiğimizi bilmeden kanıyoruz onlara, öyle de güzel uyutuyorlar bizi..yok olmanın tatlı rehavetiyle tüm saadet ve faziletlerimiz içinde uçuruma atlıyoruz göz göre göre..yazıktır, günahtır..Allah bu hayata kıymet verelim diye göndermiş bizi, yok sayalım, kendimizi silelim, unutalım diye değil..

Hiç yorum yok: