23 Eylül 2012 Pazar

Gidişat Nereye?

diyorlar ki önemli bilgi, sizce bilgiye var mı ilgi, milletin elinde silgi, zaten siliyor bildiğini!

Bilginin ve bilenin aşağılandığı garip bir dönemden geçiyoruz. İnsanların eskiden cahile duyduğu tepkiyi bugünlerde cahiller okumuş insana gösteriyor. Kelimenin tam anlamıyla 'bilmek' artık bir suç!
Cehaletin böylesine kabul gördüğü ve alkışlandığı, sen de bizdensin zihniyeti almış yürümüş. Eğitim görmek daha çok prestij meselesi haline getiriliyor. Başka bir kesim de bir diploman olsun da ilerde belki işine yarar havası hakim. Kimse öğrenmenin peşinde değil. 'Ben oldum artık', 'hayatın içinde piştim' deyimi akademik öğretileri sadece belirli bir zümreye aitmiş gibi göstermeye başladı. Tehlike de burada beliriyor: Öğrenmek bir lüks haline geldikçe kıymeti azalmaya başladı! Eğitim görene de tavır takınmak, 'sen kendini ne zannediyorsun?' tripleri atmak şimdilerde çok moda. Yazık ki kolay yoldan para kazanmak, din tüccarlığıyla geliri düşük kesimleri sömürmek ya da erken hayata atıl söylemleriyle küçücük çocukları belirsiz bir geleceğe ve hatta sürekli kullanılacakları bir toplumda yaşamaya zorlamak bu durumun kötü sonuçlarından bir kaçı.
Eskiden öğrenmek para kazanmak için bir araç değildi, çünkü toplumda bu kadar işsiz yoktu. Öğrenmek başlı başına bir amaçtı. Bir zevkti öğrenmek. Şimdiki gençler tarih coğrafya fizik öğrenip ne yapacağım, ne işime yarayacak diye sormaya başladı. Eğitime bu derece faydacı açıdan yaklaşılması toplumun da insana verdiği azıcık kıymetin sebebini açıklıyor zannedersem! Gencin gözünde maddi kazanca dökülmeyen hiçbir şeyin anlamı yok. Maneviyatı artırmak için gösterilen onca çabaya rağmen bu anlamsızlık hastalığı daha çok yayılacak. O vakit insan bir şeyi açıkça görecek: Bizi doğruya güzele yönelten öğrenme arzumuz ve merakımızdır. Bunları öldürdükçe biz de ölüyoruz! Hem de hızla..

Hiç yorum yok: