Geçmiş gölgenizdir derler. O da imtihanları sever. Umulmadık anda umulmadık yerde karşınıza çıkar. Hazırlıklı değilseniz; bir başkası olmaya gönüllüyseniz geçmişin imtihanı ağır olur. Aldığımız her kırık not için geçmişi suçlayacak olsak bugünkü başarılarımızın bize ait olmadığını ve sadece şansın yaver gittiğini söylememiz gerekirdi. Halbuki şans da şanssızlık da doğrudan zamanı ve yaşadığımız anı nasıl algıladığımıza bağlı. Bunu erken fark edersek fazla acı çekmeyiz. Geç kalmak da her şeyi bitirmez. Yani zararın neresinden dönülse kardır. Önemli olan geçmişe geri dönüp bakınca yaşanılanların yaşandığı anda donup kalmadığını görebilmektir. O anki düşüncelerimiz ve hislerimiz bile yerinde durmuyor; belki unutuluyor.Size inanılmaz gelebilir. Çünkü büyük acılar ve mutluluklar unutulmaz denir. Bence içinde bulunduğumuz döngü her şeyin bir tekrarı. Bir bakıma hiçbir yerdeyiz! Ne geçmiş, ne gelecek ne de bugün var ortada. Sadece bizim zaman algımız bunları varmış gibi gösteriyor. Günlerce geçmişi düşünün, gerçekten artık geçmişte yaşarsınız. Günlerce geleceğiniz için kaygılanın, huzurlu geçen tek bir dakika kalmasın. Ve günlerce dışarı çıkıp eğlenin, bugünün tadını çıkarın, hayalleriniz gerçekleşsin! Peki hangisi gerçek ve tatmin edici? Hiçbiri. Hepsi de kendi içinde tutarsız zaman döngüleri. İnsanoğlu her daim bir sıkıntı sebebi bulacaktır. Ben geçmişe dönüp baktığımda hatalarımı görüyorum ama hatalarım üzerine kafamı yorup muhtemel geleceğimi düşünmüyorum. Bu, rasgele yaşıyorum anlamına gelmez.Aksine hatalarımın sebebini daha net gördüğüm için aynı döngüyü yaşadığımda tepkimin ne olacağını biliyorum. Bugün çaresizlik içinde olabilirim. Fakat geçmişi suçlamak bugünün güzelliğine hakaret olur. Zaten çaresizlik bile dürtü olmanın ötesine geçemez artık. Ben buyum ve gelecekte fikirlerim değişse bile geçmişe bakışım hiç değişmeyecek. Çünkü o beni hep seyrediyor olacak. Asık bir suratla değil, gülümseyerek!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder