9 Eylül 2012 Pazar

Duygular Görünür

“Dertleri zevk edindim” cümlesiyle başlayan çok şarkı var. Sadece şarkı yapmak için ve laf olsun diye söylenmişse olabilir. Hem nasıl oluyor da normal bir insan dertleri zevk olarak görüyor? Çok saçma. Dert çekmek yerine gerçek zevklerin tadını çıkarmak daha mantıklı geliyor kulağa. Başka eğlence kalmamış gibi acılarım ve hüzünlerim beni güldürecek ha? En fazla duyarsızlaşmış olabilirim! Aslında hüzün, tek başına, yani acı çekmeksizin gayet anlamlı ve güzel bir duruştur. Hüzünlü bir gülümseyiş, sulandırılmış acıdan daha değerlidir. Acı çekenlerin bunu haykırmasına gerek yok ki…O yüzden dertler, sıkıntılar olduğu yerde durabilir. Sempati yaratmak uğruna acıları ortaya sermek veya Montaigne’in dediği gibi hüzün budalası olmak gösterişten ibaret. Asalet timsali insanların sahte bir duruşu mutlaka olacaktır. Hüzün de bunun bir parçasıysa eğer, en tehlikeli durumlardan biridir.
Dertlerimi bir kalemde silecek olsam, bu güce sahip olsam, yaşadığım en büyük zevk ve zafer olurdu herhalde. Günler bu kadar aynı ve hayat böyle monoton akarken hüzün bile o güzel anlamını yitiriyor. Gönül gülmek istiyor, içten ve hakiki bir kahkaha atmak istiyor. Ne acıyı bastırmak için ne de neşeli görünmek için…Sadece o an çok sevinçli hissettiği için! Ama o kadar seyrek yaşanıyor ki gerçek sevinçler. Çoğu zaman gülmüş olmak için gülmekten bunalıyorum. Suratımı asınca da sert insan diyorlar. Yüz kaslarıma emir veremiyorum, ne yapabilirim? İfadesiz bir yüzüm olsa tüm bunları anlatmaya bile gerek yok. Yazık ki ne hissediyorsam açıkça okunuyor yüzümden. Bıkkınlık, dehşet, bunalım ve diğer tüm halleri bir arada barındıran bir suratım olduğu için hem çok şanslıyım hem de şanssız. Yani maskeleri ustalıkla taşımış görünen yalın ve açık bir ifade. Kendimi saklamayı hiç beceremedim. Belki fazla açık olduğum için hep yanlış değerlendirildim. Yine de yüzümü seviyorum. Tanrı’nın bana verdiği en güzel şey. Tek şikayetim saklayamadığım hislerimin saldırıya açık olması, yani kendimi korunaksız hissetmem! Maskeleri taşımak bile çözüm değil. An geliyor kendiliğinden sıyrılıyor yalanlar. İstesem de istemesem de kendimi ve hayatımı yansıtmış oluyorum. Ve tabi ki çoğu zaman üzülüyor, yaralanıyorum.

Hiç yorum yok: