3 Eylül 2012 Pazartesi

Ama..

Tutsak olacağını bilerek
Yine bu sabah
Demir parmaklıktan içeri
Usulca sızdı
Güneş
                                       SUNAY AKIN
Ama diye başlayan cümleleri hiç sevmem. Ama diyeceksen bir önceki cümlenin lüzumu yok. Bu gerçeği bilsek de en çok kullandığımız bağlaçlardan biridir ‘ama’. Mazeret bildirmek, kendini affettirmek, birini ikna etmeye çalışmak vb. nedenlerle kullanabiliriz bu bağlacı. “Suçluyum ama sebebi var!”, “Geç kaldım ama…”, “Ama neden öyle konuşuyorsun?” gibi örnekler verebiliriz. Günlük olaylar dışında derin anlamlar da yükleyebiliriz bu kelimeye. Konuşmaları daha etkin kılmak, iletişimi sağlamak ve kendimizi ifade etmek yönünde çok defa kullanırız bağlaçları.
En büyük hatalarımızdan birinin başka hayatlara özenmek olduğunu düşünüyorum. Sanıyoruz ki başkası bizden daha iyi, daha rahat yaşıyor. Hayat boyu ‘ama’ kelimesini çok az kullanmış insanlar olduğunu düşünüp kendi kendimizi boğuyoruz. Hiçbir hayat yoktur ki sorunsuz, toz pembe hayaller içinde geçmiş olsun. Güneş doğuyor her gün; ama kime? Hepimize. Sunay Akın dizelerinde güneşin derdini anlatmış! O, hep ışık getiriyor ama ışığı gören çok az kişi var. Güneş umut olsa para etmez diye kendini karanlığa boğanlar var. Her gün yeni bir umut girmişken odaya perdeyi çekenler var. Bunlardan biri de benJ
Umudu bilerek tutsak etmek her başlangıcı son bilmektir. Ama güneş yine yol bulur kendine, sızar içeri fark ettirmeden. Gün gelir, anlarız her hayatın eksik olduğunu. Demir parmaklıktan usulca sızan ışık huzmesi, altın kapının ardındaki sonsuz karanlıktan daha iyi değil midir? Güneşe hakkını vermek gerekir. Umudu korumak, en zor şartlarda yetinmeyi ve tatmin olmayı bilmek önce kendimize sonra başka hayatlara tarafsız bir gözle bakmayı sağlayacaktır. Kimse mutlak güce ya da sınırsız haklara sahip değil. Mükemmel bildiğimiz hayatlar sahte bir ışıltı saçıyor olabilir. Bana huzur veren başkasına sıkıntı veriyor olabilir. Aynı şekilde umut kiminin en değerli varlığı, kiminin hiç bilmediği kendi varlığıdır. Kişi, umudu bilmiyorsa her şeyi kolay elde etmiş demektir. Yani bir bakıma kendi varlığını sorgulama kapasitesine sahip olamaz. Önyargılı biri olmasam da, bana göre, güneşe çekilen perdeler zorluklara verdiğimiz tepkilerdir. Güneşi tutsak etmenin alemi yok, o hep bize doğuyor, bizim için doğuyor. Umudu kullanmak, aydınlığa yol vermek zorlukları az da olsa hafifletir. İncecik bir ışık değil midir derin uykuları bölen? O ışığa yol verin…

Hiç yorum yok: