Çocukluğumdan beri akşamları sabırsızlıkla beklerim. Sadece o günün yorgunluğunu atmak için değil hayatı gerçekten anlayabilmek için karanlığı hissetmek isterim. Çünkü ancak karanlıkta belirir gölgeler. Gündüz yaşadığım o kargaşa, sesler, cevaplar ve bitmek tükenmek bilmeyen söylevler geride kalmıştır artık. Sadece ben ve düşüncelerim ve bazen duyduğum huzur…Yalnızlık paylaşılmaz demiş şair; toplum içinde olmak da bir bakıma yalnızlık ise, aslında fark eden pek bir şey yok. Gündüz-gece aynı düzlemde birbirini takip ediyor sadece. Fakat tek bir farkla: kimisi bunca yalnızlık içinde kendini fark ediyor kimisi de yitip gidiyor başka dünyalarda! Hayat bazen öyle bir koşturmaca halini alıyor ki artık içinde bulunduğumuz ortam kendi tercihlerimiz olmaktan çıkıp tamamıyla yönlendirmeye ve etkilere açık bir stadyum halini alıyor. Bu şu demek: her görüştüğümüz insan zamanla da olsa hayatımızın ta kendisi oluyor! Yani kiminle görüşüyor ve bu stadyumda sözüm ona yalnızlığı gideriyorsak ortam o denli genişliyor ve biz nerede olduğumuzu ya da kaldığımızı kestiremiyoruz. İşte bu yüzden akşamları severim. Çalışmak zorunda değilim en azından ya da insan ilişkilerinde denge tutturmak gibi bir kaygım yok. Dert babası değilim, olamam da…
Ve bunca kalabalık ve gündüzün derdi içinde kendini arayanlar bulabilmişler mi aradıklarını? Zannetmiyorum. Durup düşünmek gerekiyor. Gün içinde o kadar kişiyi dinlerken ne derece duyacağız doğru sesleri? Seçici davranmak en doğrusu ama algımız ve beynimiz her zaman seçici olmamıza izin vermez. Bazen hiç duymak istemediklerimizi duyarız mecburen. Kulaklarımızı tıkasak dahi nereye kadar? Yine böyle anlarda insan değerlendirmeye başlar; düşündükçe işin içinden çıkamayabilir. Çünkü ilişkiler karışıktır, belki sinsidir, belki samimidir. Kim bilebilir? Değerlendirmek de hayli yorucudur. İmalar, kıskançlıklar, hırslar ve gereksiz detaylar üzerine zavallı beynimiz kalbimize boşu boşuna talimatlar verir. Kalp bu, hassas organ. Bir süre sonra pes ederse yani beynin başından savdığını çözmeye çalışırsa iş daha da zorlaşır. O yüzden benim tercihim sessizlik. Bu da ancak akşamları mümkün. Geceler ise tam bir saltanat, eğer istersek…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder